"YERLİ VE MİLLİ" ÜZERİNE BİLMEDİKLERİMİZ
Ömer Faruk Kızılkaya

Ömer Faruk Kızılkaya

"YERLİ VE MİLLİ" ÜZERİNE BİLMEDİKLERİMİZ

02 Ocak 2020 - 10:17

Yeni umutlar ve yeni beklentiler içinde girdiğimiz yeni yılın ilk saatlerinde ben de yeni bir yazı için bilgisayarımın başına geçiyorum. Yeni yılın eskisini aratmaması dileğiyle herkesin yeni yılını kutluyorum.
Geçen sene de bu vakitlerde bir “Yerli Malı Haftası” yazısı yazmıştım. Eski yazıma bakınca haftanın mantığını aslında anlatmışım ama bu sene olaya başka bir açıdan yaklaşacağım:
Bu sene de okullardaki Yerli Malı Haftası etkinlikleri -gelenekselleştiği üzere- besi ayı formatında gerçekleşti. Maalesef bu sene de çocuklarımıza yerli malı kullanmanın artılarını anlatamadık. Bu fırsatı da değerlendiremedik. Oysa her yerde “Yerli ve Milli” sloganlarını atıp ona ihtafen hazırlanmış logoyu gördük. Ama açıkçası benim de yeni öğrendiğim bir bilgi yerliliğin neresinde olduğumuzu görmeme vesile oldu. Bu vesile ile şehrimin neden geri kaldığını, bir fabrikanın ya da markanın şehre neler kazandırdığını, diğer şehirlerin marka konusundaki mücadelelerinin ne anlama geldiğini görmüş oldum.
Devlet, Erzurum’a neden fazla yatırım yapmıyor?
Malumunuz Erzurum’da en çok itiraz ettiğimiz konuların başında devletin yatırım konusunda Erzurum’u ihmal etmesi gelir. Bu düşüncemizi diğer illerle kendimizi karşılaştırıp siyasilerimizi suçlamak ve sahipsizliğimiz konusunda kanaatimizi birbirimizle paylaşmak şeklinde dile getiririz. Biz siyasileri, bize hizmet etsinler diye seçmişizdir ve onlar işlerini yapmıyordur. Benzer sözleri sakız gibi ağzımızda dolandırır dururuz. Aslında işin aslı pek de öyle değilmiş (Onların ağızlarını yıkayacağım anlaşılmasın.).
Her ilin bir Vergi Dairesi var. Her müdürlük bir yıl boyunca vergileri toplamakla, vergi kaçakçılığı yapanları tespit edip yasal işlemleri takip etmekle uğraşır. Yeni bir iş yeri açacaksanız resmiyeti yürüttüğünüz kurumların başında gelir. İşleriniz istediğiniz gibi gitmedi veya taşınmak durumunda kaldıysanız yine işlerinizi Vergi Daireleri ile halledersiniz. Buraya kadar sorun yok ama bizim bilmediğimiz bir durum varmış il müdürlükleri ile ilgili: Meğer her ilin müdürlüğü topladığı verginin ne kadarının şehre yatırım olarak döneceğine karar veriyormuş, dolaylı yoldan. Şöyle ki, yıl boyunca Vergi Dairelerinin topladığı vergi miktarının %60’ı devletin kasasına girerken geri kalan %40’ı şehre yatırım olarak dönüyormuş. Bu durumda yatırım yapılması için önce bizim, elimizi taşın altına koymamız gerekiyormuş.
Bu payı artırmanın yolları nelerdir?
Harcamalarımızı yaparken kendi şehrimizin kurumlarını tercih etmemiz gerekiyor. İş yerinin bağlı bulunduğu vergi dairesi neresiyse o iş yerinin verdiği vergi o ilin vergi dairesine yatıyor. Örneklemek gerekirse, İstanbul merkezli bir kurum Erzurum’da şube açtığında Erzurum’daki şubeden alışveriş yapılsa bile şubenin kasasına giren her kuruş merkeze yansıdığı için yatırım payı da o şehre gidiyor. Bu durumda alışveriş yaptığımız kurumları belirlerken bunu göz önünde bulundurmamız şehrimiz açısından son derece hayati bir öneme sahip olacaktır. Zira başka şehirlerin kurumlarına verdiğimiz her kuruş o şehre yaptığımız bir hibe olacaktır. Herhalde bu durum neden İstanbul’un ekonomide aslan payına sahip olduğunu açıklamamıza yetecektir. İşte şimdi bütün ülkeye dağıtım yapan bir markanın ne anlama geldiğini anlamış oluruz herhalde. Ya da şehirlerin neden marka yarışında olduklarının…
Bir kurumun hangi şehre hizmet ettiğini nereden anlayabilirim?
Ülke çapında şubeleri olan kurumların şehrimize ait olmadıklarını söylememize gerek yok sanırım. Maalesef bugüne kadar merkezi Erzurum’da olup diğer illerde şubeler açarak hem şehrine hem de ülkesine hizmet edebilen çok büyük firmalar çıkaramadık. Birkaç lokanta ve Aşkale Çimento sayılmazsa yok. Diğerlerini de alışveriş fişlerinin üstündeki ayrıntıdan öğrenebilirsiniz. Alışveriş yaptığınız kurum hangi vergi dairesine üyeyse oranın bilgileri fişinizde görülecektir.
Bu bilgiyi öğrendikten sonra hayatımda gitmediğim İstanbul’a ne kadar çok yatırım yaptığımı gördüm ve artık daha seçici olmaya gayret gösteriyorum.
Alışverişlerin sonunda fiş almak neye yarar?
Hatırlarsanız bundan birkaç yıl öncesine kadar fiş toplar, aralık ayında onları zarflara yazar, sonra da vergi dairelerine teslim ederek devletin geri ödemelerini beklerdik. Sonradan değişen sistemle bu uygulama tarih oldu. Şimdilerde fiş alma ihtiyacı duymuyoruz ama aslında vergi kaybıyla mücadele konusunda son derece hayati bir öneme sahip fiş almak.
Bundan birkaç sene evvel bir arkadaşımla 13.00 sularında 24 saat hizmet veren bir çorbacıya girdik ve birer çorba sipariş ettik. Öğle saatleri olduğu için çorbacı oldukça yoğundu. Çıkışta ödeme konusunda ufak bir yarış yaşadık. Ben kredi kartımı çıkardım, herhalde nakitim olmadığını düşündüğü için arkadaşım nakit çıkararak ödemek istedi. Karşılıklı ısrarlardan sonra bir bildiğim olduğunu söyleyerek bana ödemem konusunda müsaade etmesini istedim ve kabul etti. Fişi birlikte inceledik, fiş numarası 55’ti, 9 Tl’lik tutarın 1,5 Tl’si vergiydi (O zaman KDV %18’di.). Biz çorbalarımızı içerken en az 10 müşteri ödeme yapmıştı. 13 saattir açık olan çorbacıda toplam 55 fiş kesilmesi her çorbadan75 kuruş devletin payının kesilmesi, bu da satıcının devletin payını zimmetine geçirmesi demekti. Bilmem anlatabildim mi?
Plakalara dikkat ettiniz mi?
Erzurum’daki plaka çeşitliliğine hiç dikkat ettiniz mi? Geçen sene gazetecilik bölümünden bir grup öğrenci kardeşimizle konuşurken onlardan bir konuyu incelemelerini istemiştim: Erzurum’da neden bu kadar plaka çeşitliliği vardı? Onlar da araştırdılar sağ olsunlar. Neler çıkmadı ki?
Erzurum’un kaza ihtimali yüksek olduğu için sigorta parasının yüksek olmasından tutun, Erzurum’un güneyine giderken sıkıntı yaşamamaya; firma arabalarından tutun, Erzurumlu görünmeyi istememeye kadar çok ilginç cevaplar çıktı ortaya.
Peki, o plakaların araç vergilerinde ait olduğu şehre yatırım yaptığını biliyor muydu dadaş? Yemi burada yiyen dadaş yumurtayı başka yere yumurtladığının farkında bile değil! Üç beş kuruş kâr edecek diye şehrine yapılacak yardımı başka yerlere göndermekte sakınca görmeyip sonra da kendisini kurtarmaya kahraman arıyor. Lütfen bundan sonra daha duyarlı olalım ve yerli olandan yana tavır koyalım. Aksi halde her yer kalkınırken dedikodu etmekten öteye gidemeyiz.
 

Bu yazı 363 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum