#DüşünGörFarket
Fırat Özkurt

Fırat Özkurt

#DüşünGörFarket

04 Ekim 2020 - 20:28

Tek hücreli, bakterilerle beslenen ve genelde tatlı sularda yaşayan amipler, geçtiğimiz günlerde bir habere konu oldu. Bu haber; 'beyin yiyen amip' olarak bilinen 'naegleria fowleri',  normalde kirli sularda yüzüldüğünde veya bu kirli sular içildiğinde bulaşan bir hastalık olduğunu ama son vakanın içme suyundan bulaştığı için artık daha tehlikeli bir hal aldığını belirtiyordu. Ayrıca çok bilinen bir hastalık olmadığı için toplumlar tarafından önemsenmediğini ve beyinde iltihaplanmaya sebep olduğu için genelde ölümle sonuçlanan bir hastalık olduğunu da ekleyerek ileriki dönemler vaka sayısının artması ihtimalinde hazır su satışlarının tavan yapabileceğinin altını çiziyordu. Bu haberi;

  • Zararlı olduğu bilinen nişasta bazlı şeker ya da mısır şurubu yüzünden insanlar genç yaşta kronik hastalıklardan ölmeye başladı. Dünyada şeker hastalığı obezite geçmiş yıllara oranla nerdeyse yüzde 40 civarında. Hatta mısır şurubu kronik hastalıkları salgına dönüştürdüğünden bazı ülkeler tarafından yasaklandı.
  • En çok kullanılan katkı maddelerinden biri olan gluten özellikle ekmekte kullanılarak insanların daha çok ekmek kullanmasına ekmeğe daha çok bağımlı olmasına sebep oluyor. Bunu sonucunda ise yağlı bir vücut, diyabet ve daha kısa bir yaşam.
  • GDO’lu yiyeceklerin insan sağlığına etkileri konusunda yapılan bir çalışma da, patatesle beslenen farelerin daha küçük ciğerleri, kalpleri ve beyinleri olduğu ve bu farelerin diğer farelere göre(yani GDO verilmemiş fareler) enfeksiyona daha açık hale getirdiğinden karaciğerde iltihaplanma, boyun altı bezi dalakta hasarlara sebep olduğu gözlemlenmiştir. Ya da sadece GDO’lu yemlerle beslenen ineklerde göğüs, prostat, kolon kanserine sebep olan hormon yüksek düzeyde olduğu gözlemlenmiştir.
  • Yiyeceklerin lezzetini artırmak için kullandığımız tuz, çok farklı kimyasal işlemlerden geçerek evimize ulaşıyor. Hatta et suyu tabletleri, hazır köfte harçları, hazır çorbalar, hamburger, cipsler vb. birçok ürüne katılan bu tuzlar, bu ürünleri tükettiğimizde bir türlü doyuma ulaştırmadığından yedikçe yiyoruz. Sonucunda ise obezite, sinir hastalıkları, diyabet, Alzheimer gibi birçok hastalığa sebep oluyor.
  • Etlerin daha taze, daha canlı durması için kimyevi maddenin enjekte edilmesi, içtiğimiz ayranın içinde yoğurdun bulunmaması, fabrika üretimi tavukların, pastörize sütün zararları ve daha nicesi
ile birlikte değerlendirdiğimizde sağlıklı bir şekilde yaşamanın giderek zorlaştığını, sağlıklı yiyecek içeceklere ulaşabilmenin neredeyse imkânsız olduğunu fark edeceğiz. Bu yüzden bu haberi, sadece bir haber olarak değil, aynı zamanda kanunlarda-dini kitaplarda kutsanan yaşamı bunca haksızlığın, zorbalığın, bencilliğin getirdiği zorluklar azmış gibi bir de ekonomik politikalar doğrultusunda bazılarının daha çok para, daha çok zenginlik hedefi halinde getirdiğini, insan sağlığına sadece bazı kişilerin veya şirketlerin yönlendirmesi sebebiyle giderek tekelleştiğini kanıtlayan bir husus olarak görebiliriz. Bu durumu 400 civarında şirkete hükmeden Richard Branson’ın, inanıyorum ki 30 yıl içinde hayvanları öldürmemize gerek kalmayacak; bütün etler ‘temiz' veya bitki kaynaklı olacak, aynı tadı verecekler ve herkes için daha sağlıklı olacaklar diye belirttiği sözlerinden de rahatlıkla çıkarabiliriz. Yapılmaya çalışılan Hintli aktivist Vandana Shiva’nın yıllar önce belirttiği gibidir. ”Biyokorsanlık, biyolojik hırsızlık! Doğamızın bitkilerini toplayıp tekellerine alarak çıkarları için patentleyen şirketlerin yaptığı budur.”
 

Bu yazı 287 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum