Reklam

ÖZEL SEKTÖR ÖĞRETMENLERİ DERNEKLEŞTİLER

Sosyal medya üzerinde toplanıp kısa sürede otuz altı bin kişiye ulaşan öğretmenler dernek kurup özlük haklarına kavuşabilmek için girişimlerde bulunuyorlar. 

ÖZEL SEKTÖR ÖĞRETMENLERİ DERNEKLEŞTİLER
Editör: Erzurum Söz
14 Ocak 2021 - 11:25
Sosyal medya üzerinde toplanıp kısa sürede otuz altı bin kişiye ulaşan öğretmenler dernek kurup özlük haklarına kavuşabilmek için girişimlerde bulunuyorlar. 

Yaklaşık yedi ay önce sosyal paylaşım sitesi facebook'ta açılan bir sayfa ile bir araya gelmeye başlayan özel sektör öğretmenleri, çok kısa sürede otuz altı bin üyeye ulaştılar. Grubun kurucusu olan Şahin Kılınç, "Özel sektörde çalışan öğretmenlerin sorunları bitmiyor ve bu sorunlara kalıcı çözümler de bulunamıyor. Öğretmenler odasında, kantinlerde konuşulan sorunların ciddi adımlar atılmadan çözülemediğini gördüğümüz için organize olmak ve sektörümüzdeki sorunları tespit edip onlara çözüm önerileri sunabilmek adına böyle bir girişimde bulunduk. Bu kadar hızlı büyüyeceğimizi tahmin etmemiştik. Öğretmenlerimizin teveccühleri, sektörümüzdeki sorunların ne kadar büyük olduğunu gösterdi. Destekler o kadar büyüktü ki bizi dernekleşme faaliyetlerine hız vermek zorunda bıraktı. Yaklaşık dört ay önce derneğimizi kurduk ve çalışmalarımıza başladık." dedi. 

Şimdiden 1500 üye kaydı yapıldı

Gerek sosyal medya üzerinden gerekse üye olmak kaydıyla Türkiye genelinden çok büyük bir destek gördüklerini anlatan Kılınç, Türkiye'nin en büyük ve en etkili sivil toplum kuruluşlarından biri olmayı kendilerine hedef koyduklarını dile getirdi. Özellikle pandemi sürecinde yaşananların öğretmenlerin mağduriyetlerini çok artırdığını söyleyen Kılınç, bu sürecin özel sektör öğretmenlerini daha da zor şartlara ittiğini, öğretmenlerin yaşam standartlarının iyice düştüğünü belirtti.

Öğretmenler zorluk içinde

Hepimizin severek izlediği ve ilk bölümü 1975 yılında çekilen Hababam Sınıfı'nda da gördüğümüz özel okul gerçeklerinin(özellikle Ahmet'in kayıt sahnesi, okulun taşınma aşamasındaki yaklaşım, müdürün olaylara bakışı) bu tarihe kadar devam ettiğini üzülerek görmekteyiz. 1968 yılından beri yapılan ve 1974 yılında ÖSYM'nin kurulmasıyla sistematiğe oturtularak düzenli hale gelen üniversite sınavları, insanları eğitim takviyesi almak zorunda bıraktı. O tarihlerde başlayan dershane faaliyetleri de özel sektör öğretmenleri için bir ekmek kapısı oldu. Önceleri dershanelere zaman kullanımı ve pratiklik kazanılması amacıyla gidilirken günümüzde ise eksiklerin tamamlanması da amaçlar arasına girmiş durumda. Zorunlu eğitim uygulaması sonucu öğrenci sayısının artması ve kontenjanların sınırlı olması öğrencileri takviye almaya mecbur bırakıyor. Bunun sonucu olarak da özel öğretim kurslarına veya kişisel gelişim kurslarına giden öğrenciler, hem akademik hem sosyal anlamda destek alır duruma geldiler. Bu talepler de özel sektördeki öğretmen istihdamını zorunlu hale getirdi. Fen-Edebiyat Fakültelerinden mezun olan öğrencilere de formasyon eğitimi verilmesiyle atama bekleyen öğretmen adaylarının sayısı katlanınca öğretmenler, mesleklerini özel sektörde  icra eder duruma geldiler. Görev bekleyen öğretmenlerin çokluğu, özel sektörde çalışan öğretmenlerin sosyal ve iktisadi durumunu olumsuz etkilemeye başladı. 

Özel sektör öğretmenleri sadece işleriyle ilgilenmek istiyorlar

Özel okul ve dershane sayısının artışı ve kazanılan paraların yüksek olması, parası olanı bu işe yönlendirdi. Eğitimci olmayan ama parası olan birçok kişi eğitim-öğretim kurumu açınca öğretmene ve öğrenciye yaklaşım değişti. Maddi kazancı ön planda tutup eğitim yaklaşımlarını geri plana iten bu yöneticiler, sektöre ciddi hasarlar verdiler, veriyorlar. Bu durum hakkında Şahin Kılınç, "Türkiye'nin dört bir yanından öyle mesajlar, öyle şikayetler alıyoruz ki hayretler içerisinde kalıyoruz: Maaşla ve işle tehdit etmeler, sigorta girişlerinin yapılmaması, maaşların zamanında ve tam verilmemesi, öğretmenlerin asgari ücretin altında maaşla çalıştırılması, öğretmene öğretmenliğiyle alakalı olmayan işler (yayın, fotokopi çekimi, veli arama gibi sekreterlik işleri...) yükleme, mesai dışı çalıştırma, şahsi işlerini yaptırma, mobbing, özel okullarda çalışan öğretmenlerin notlarının öğretmenden habersiz değiştirilmesi... Bunları duyunca gerek dinimizin gerek tarihimizin gerekse ahlaki değerlerin eğitime ve eğitimciye verdiği değeri, günümüz insanının vermediği gerçeğini eğitimden anlayanların gözlerine sokuyor. Oysa toplumları inşa eden, ülkenin istikbalini belirleyen biricik ve tek meslek öğretmenliktir. Yeri geldiğinde "peygamber mesleği" diyen insanların, gerçekte öğretmene gereken değeri vermemesi ciddi bir çelişkidir."dedi. Özellikle son zamanlarda pandemiden ötürü maaş konusunda kesintiye gidilmesi, kısa çalışma ödeneği uygulamasının devletin belirlediği şartlar ve etik değerler gözetilmeden uygulanması, öğretmenin tam zamanlı çalıştırılıp kısa çalışma ödeneği ile ücretlendirilmesi gibi uygulamalardan muzdarip olduklarını söyleyen öğretmenler de azımsanmayacak ölçüde. 

ÖSÖB-DER öğretmenlerin özlük haklarının devlet güvencesine alınmasını istiyor.

ÖSÖB-DER bünyesinde bir araya gelen öğretmenlerin ortak hedefi, hak ettikleri maddi ve manevi değeri alabilmek. Ülkenin eğitimine zor şartlar altında katkı sağlayan öğretmenler, MEB'de çalışan meslektaşlarının faydalandıkları sosyal haklardan yararlanmayı ve ekonomik anlamda da hak ettikleri maaşları alabilmeyi istiyorlar. Bu anlamda devletin, çıkaracağı kanunlarla öğretmeni sahipsiz bırakmaması ve kanunların uygulanması konusunda titiz davraması ise öğretmenlerin tek dileği.'' İfadelerine yer verdi.
Bu haber 1426 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Yunus Emre Görgün
    2 ay önce
    Özel Sektör Öğretmenleri artık bir çatı altında toplanıp birlikte hareket etmenin gücünden faydalanıyor. Önayak olan herkese sonsuz teşekkürler!..