Reklam

HAKSIZLIĞIN BÖYLESİ!

2014 yılında Erzurum Öğretmen Evi’nde geçirdiği iş kazasıyla bir elini tamamen kaybeden işçinin hukuki haklarının “kandırmacalarla” ortadan kaldırıldığı ileri sürüldü. İşçinin haklarını hiç etmek ve soruşturmadan vazgeçmesini sağlamak için “ekip işi” bir takım yöntemlere başvurulduğu iddia edilen olayla ilgili olarak Erzurum Valiliği’nin de soruşturma izni vermediği öne sürüldü. 

HAKSIZLIĞIN BÖYLESİ!
Editör: Erzurum Söz
21 Ocak 2021 - 18:57
2014 yılında Erzurum Öğretmen Evi’nde geçirdiği iş kazasıyla bir elini tamamen kaybeden işçinin hukuki haklarının “kandırmacalarla” ortadan kaldırıldığı ileri sürüldü. İşçinin haklarını hiç etmek ve soruşturmadan vazgeçmesini sağlamak için “ekip işi” bir takım yöntemlere başvurulduğu iddia edilen olayla ilgili olarak Erzurum Valiliği’nin de soruşturma izni vermediği öne sürüldü. 
25.09.2014 yılında Erzurum Öğretmen Evi’nde geçirdiği iş kazası sonucunda sol el parmaklarını tamamen kaybeden ve kurum müdürü, kurumda çalışan yetkili sendika sorumlusu tarafından kardeşinin işe alınacağı, kendisine özel araç tahsis edileceği, kaybedilen el parmaklarının protez desteğiyle sağlığına kavuşturulacağı vaadiyle 01.04.2015 yılında mahkemeden “tüm hakların” feragat edilmesi noktasında ikna edildiğini ifade eden Feride Kabay vicdan sızlatacak sonuca doğru sürükleniyor.
İşveren yetkililerinin hiçbir soruşturma ve kovuşturmadan geçirilmemeleri için verilen mücadelenin mahkeme tarafından görülmesi gerektiğini ve tedavi sürecinde kazazedenin imza attığı iddia edilen feragat metninin iş sözleşmesi yetkililerini yargılamanın önünde hukuki dayanak oluşturamayacağını ifade eden hukuk uzmanları, durumun ağır sorumsuzluklar doğurabileceğine işaret ettiler.

SÜREÇ ÇELİŞKİLERLE DOLU…
“Mahkeme tutanaklarında ve yürütülen soruşturmaların mahiyetine bakıldığında ağır çelişkilerin olduğunu ve İş sözleşmesi yetkilisi Abdullah Nehir, Nihat Kültür, Cemalettin Er, Ahmet Yandırmaz, Suat Karaköse, Tolga Terzioğlu ve feragat dilekçesini vermem konusunda bana sürekli psikolojik ve maddi destek baskısı uygulayan Yavuz Ulusoy’un en azından Valilik makamınca mahkemeye gönderilmeleri gerekiyordu” diyen kazazede Feride Kabay, “Yerel iş mahkemesi feragat dilekçemi öne sürerek geçirmiş olduğum kazayı normal bir durummuş gibi gösteriyor. Ben kazayı geçirdikten sonra tutunacak dal arıyordum. Çalıştığım kurumun bana sahip çıkacağını ve en azından hakkımı vereceğini düşünüyordum. Gelinen aşamada tamamen kandırıldığımı ve hukuksal olarak da yalnız kaldığımı anladım. Olayın en başından beri makamlarını düşünen kurum yetkilileri de beni kandırmayı başardılar. Bana kardeşimi işe alacaklarını (işe alınıyor-sonra çıkıyor), parmak protez desteği sunacaklarını, özel araç tahsis edilerek çalışmaya devam edeceğimi söylediler. Bunların hiçbiri yapılmadı. Bununla da kalmayıp beni mahkemelerde süründürdüler. 
Feragat ettiğim durum ise, tamamen hukuki bilgisizliğimden kaynaklıdır. Öğretmen evine dava açılmış olduğunu ve bu durumun kendilerini zora sokacağını, bunun yerine ilgili bakanlığa dava açmam gerektiğini söylediler. Ben de ilgim-bilgim olmadığı için, verilen vaatlerin yerine getirileceğini düşünerek kabul ettim. Eğer bu durum tek başına feragat dilekçesiyle ortadan kalkabilecekse, hukuki neden var… Hukukun ve özellikle yetkili sendikanın benden yana tavır almamasını hukukun çiğnenmesi olarak görüyorum” ifadelerine yer verdi.


TUTANAK BAŞKA, SORUŞTURMA BAŞKA!
Erzurum Öğretmen Evi’nde 20 yıl çalışan ve geçirdiği iş kazasıyla 6 farklı sağlık operasyonu geçiren Feride Kabay olayında iş kazasını konu alan tutanak ile mahkeme de geçen ifadeler de çelişiyor.  Olaya tanık oldukları iddia edilen ve tutanakta isimleri geçenlerin aksine olay esnasında sadece iş partneri Y. E.’ın bulunduğunu dile getiren Kabay, “Mahkeme sürecinin yanlış yöne sürüklenmesi için çalıştığım ve kaza geçirdiğim kurum bütün gücünü kullandı diyebilirim. Elimi sanayi tipi ütü makinasına kaptırdım ve makinanın kaza önleyici hiçbir düğmesi yoktu. İş kazasına neden olan durumun birilerini rahatsız edeceğini biliyordum ve verilen sözlerin yerine getirileceğini düşünüyordum. Sonradan kandırıldığımı ve bir kenara atıldığımı anladığımda ise mahkeme yolunu tuttum. Mahkemenin olayı ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğini ve kazayı geçirenden taraf olacağını düşünüyordum. Bu da olmadı…



SENDİKA İŞÇİYİ SÖMÜRMÜŞ!
Kaza sonrası bahse konu kazazedenin yanında durmak yerine davadan feragat etmesi için mahkeme kapılarına kadar giden Türkiye Otel Lokanta Eğlence Yerleri İşçileri Sendikası (Türkiye OLEYİS) Genel Başkan Yardımcısı ve Erzurum Öğretmen Evi sendika sorumlusu Yavuz Ulusoy’un feragat için yoğun ikna yoluna gittiğini ve hiçbir şekilde kendisine sahip çıkmadığını dile getiren Kabay, “Normal şartlarda sendikanın bana yol göstermesi ve yanımda durması gerekiyordu. Bunu yapmak yerine benim saflığımı kullanarak işverenden yana tavır aldılar. Sendikanın bile kurumu kollama yoluna gittiği bir davadan Allah’tan başka kimseye güvenemezsiniz. Önce Allah’a sonra yüce mahkemelerimize güveniyorum. Mahkeme yolunu sonuna kadar kollayacağım ve hakkımı alacağım. Hakkım olanın hakkın yerine gelmesi olduğunu da söylemem gerekiyor. Beni kandırdılar ve kendi koltukları için kullandılar. Bunu yüce mahkemelerimiz elbette görecektir” ifadelerine yer verdi.


VALİLİK SORUŞTURMA İZNİ VERMEDİ 
İşveren yetkililerinin tutanaklarda yanlış beyanda bulunduğunu ve elinin 15 dakika boyunca söz konusu ütü makinasında sıkışık kaldığının bilgisini ortaya atanların soruşturmanın doğruluk eksenine evrilmesi için valilik engellemesiyle soruşturulamadığını dile getiren Kabay, “Valilik olayın mahkemeler aracılığıyla gün yüzüne çıkarılmasına engel oldu. Benim geçirdiğim kaza da bu şekliyle yanıma kar kaldı. Benim bu halde kalmama neden olan kişilerin en azından mahkemelere çıkması gerekiyordu. Hakkımı helal etmediğimi ve olayın peşini bırakmayacağımı herkesin bilmesi gerekiyor” diye konuştu.

Kaynak:Erzurum Yenigün Gazetesi
Bu haber 751 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

google-site-verification=nOnlIhBXjSIrEAJBIoFOgmNu8EFQRPX8qasD6qK-ymk